logo

Oksitosin’den Şiddete

 

Oksitosin hormonu primer olarak beyinde nöromodülatör görevi olan bir memeli hormonudur. Beyinde hipotalamusta sentez edilir ve arka hipofizden salınır. Oksitosin hormonu en fazla üremedeki rolü ile bilinir. Özellikle doğum esnasındaki ve doğum sonrasındaki rolü önemlidir. Doğum esnasında serviks ve uterusun gerilmesi ile çok miktarlarda salınır, rahim kaslarının kasılmasını uyarır ve doğumu kolaylaştırır. Doğumdan sonra ise meme başı uyarısı ile sütün salınımını sağlayarak emzirmeye yardımcı olur.

Son zamanlardaki çalışmalar oksitosin hormonunun davranışlar üzerine etkisini de ortaya koymaktadır. Örneğin; orgazm, sosyal tanıma, eşler arasındaki bağ, anksiyete ve anne davranışları bu davranışlar arasında sayılabilir. Bu nedenle bu hormona “aşk hormonu” da denmektedir. Sevginin olduğu her yerde oksitosin vardır. Arkadaşlarınızla, ailenizle ya da sevdiklerinizle geçirdiğiniz güzel bir akşamdadır oksitosin. O anların hiç bitmesini istemediğiniz anlarda salgıladığınız hormondur. Kadın bedenin en mucize anında doğum eyleminin tüm sürecindedir oksitosin. Onun sayesinde kadınlar sakin, nazik ve sevgiyle doğurur. Aşkla alır bebeğini kucağına. Anne bebek arasında ki aşkın hormonudur oksitosin…

Bu kadar güzel bir hormonu ne oldu da biz yaşamımızdan uzaklaştırdık…

Neden bu kadar sevgisiz ve tahammülsüz olduk her şeye.

Gün geçmiyor ki ülkemin her bir köşesinden gelen çocuk tecavüzleri, kadın cinayetleri, şiddet haberleri ile yüreğimiz acıyor. Artık yürek acımız tarifsiz duygulara dönüyor.

Madem bedenimizde salgılanan böylesine güzel bir hormon, sevgi var neden biz bunu kullanamıyoruz. Kim unutturdu bize bunu salgılamayı…

Ve yine yapılan çalışmalar, oksitosin salgılanmasındaki yetersizliğin sosyopati, psikopati, narsisizm ve genel manipülasyon eğilimi ile ilişkili olduğunu göstermiştir.

Dünya birincisi olduk sezaryen oranımızla. Sağlık profesyonellerine sorsan ne var ki gayet normal, diyorlar. Kadın bağırıp, çağırıp acı çekeceğine mis gibi sezaryen olsun.

Peki niye bunun yerine kadının doğal sürecine, hormonlarının salgılanmasına müsaade edilmiyor. Neden bağırarak, çağırarak şiddetle doğum yapmamız normal görüyor da, neden aşkla, sevgiyle doğuracağımıza inanılmıyor? Neden doğar doğmaz bebek annenin göğsüne bırakılmaktan o güvenli bağlanma duygusunu, ten tene temas hakkı yaşamasından itinayla kaçınılıyor.

Bunun için mi; şiddetle, öfkeyle doğurun, güvenli bağlanma yaşamayın, büyütün sorunlar içerisinde çocuklarınızı, onlara sevgiyi, saygıyı öğretmeyin…

Şiddet iyidir mi diyorsunuz yani…

 

 

Filiz Yarıcı Atış

Uzm. Ebe

Türk Ebeler Derneği

Adana İl Temsilcisi

Share
686 Kez Görüntülendi.

Yeni Yorumlar Kapalı.

zzsdc